DÜNDEN BU GÜNE
7/6/2007
VAHDEDDİN ZAİMOGLU'NDAN ILICANIN DÜNÜ VE BU GÜNÜ
Güzel Türkiye'mizin Akdeniz Bölgesinde, Doğu Toroslar üzerinde K.Maraş iline bağlı, dağların arasına sıkışmış ve kendi imkanlarıyla kabuğunu yırtmaya çalışan, adeta masallardan fırlamış gelmiş gibi büyülü; kayıp bir kenttir Ilıca kasabası. Peki nasıl geldi Ilıca bu günlere, şimdi isterseniz hep beraber mazide bir tur yapalım:
Aslında, Ilıca'yı ılıca yapan sıcak suyun varlığı tarihten (Antik dönemden beri kullanılagelen Süleymanlı ve Ilıca Kaplıcası tarih boyunca çeşitli uygarlıklara hizmet vermiştir. Bu bölgenin Bizans döneminde Mezopotamya'yı, Orta Anadolu ve İstanbul'a bağlayan yol üzerinde olması gelişimini hızlandırmıştır. Süleymanlıda Bizans döneminden kalma ikisi sağlam, üçü harabe halinde 5 kilise bulunmaktadır. Bunun yanında Roma dönemine ait ve şu anda kullanılan 3 gözlü bir meydan çeşmesi bulunmaktadır. Çağın Bizans dönemine ait kalıntıları buraya açık hava müzesi görüntüsü vermektedir.1302 tarihli (1886) Osmanlı salnamelerinde, Zeytin Kazasından bahsedilirken; Kasabaya yarım saat uzaklıkta Kaplıca ve manastırdan bahsedilmektedir.)
beri hep vardı zaten. Ilıca'da, Türkiye Cumhuriyeti'nin binlerce köylerinden birisiydi; (1950) Süleymanlı (eski adıyla Zeytun bu yüzdendir ki yıllarca zeytin ilicesi olarak anılmıştır.) nahiyesine bağlı kendi halinde. Kaplıca suyu, daha bir bina içine alınmadan bir kayanın kovuğundan çıkarken ve üzeri çınar dallarıyla örtülürken bile,(1880) geleni boş çevirmez şifa dağıtırmış cömertçe. Yıllar ilerledikçe tanınmış; tanındıkça da büyümüş. Büyüdükçe de yeni binalar inşa edilmiş, tabî sıcak su da bir bina içinde, devam etmiş şifa dağıtmaya. Yalnız, binalar dediysek şimdiki gibi modern binalar değil elbet.Gerek, toprak damlı duvarları çamurla sıvalı; gerekse gelişi güzel yapılmış, dört duvarlardan oluşan hücreleri andıran mimarisiyle daracık pencereli; sıra sıra odalı yapılar işte O zamanlar elektrik yoktu Ilıca'da.Gündüzleri kahvehaneler jeneratör çalıştırarak film oynatırlardı videolarında. ( O yıllarda tanıdık biz "Battal gazi'yi,Çöpçüler kralı"nı. Çünkü yasaktı tek kanallı TRT televizyonunda bu filmler) Akşamları ise Hıdır Emmi'nin un değirmenindeki dinamodan, yada bir traktörün kasnağından elektrik verilirdi köye.Eh, körde olsa yanardı köy merkezindeki evlerin ışıkları. Tabî kenar mahallelerdeki yerleşik halk; tüm Türkiye olduğu gibi "Özallı yıllar"da tanıştı elektrikle. Bu arada M.T.A yeni bir sıcak su daha buldu ve çıkarttı yüzeye (1983).
Bol sıcak suyla coştu halk .Salalar verildi camilerden, kurbanlar kesildi, ümitler, hayaller arttıkça arttı. 1987'ye gelindiğinde, Özal Hükümetinin TBMM'de çıkardığı yeni bir kanunla, belde statüsüne kavuştu ve belediyelik oldu. 1989 ara seçimleriyle birlikte Ilıca, artık beş mahalleden oluşan bir kasabaydı ve Ilıca'nında artık bir "belediye ireisi" vardı. Belediyeciliğin gerektirdiği kanunlar ve yasalar çerçevesinde, yeni yerler imara açıldı. Yeni, modern, konforlu otel ve pansiyonlar inşa edildi. Zaten eski ve ilkel yapılara müsaade edilmiyordu artık belediye tarafından. Ilıca'ya gelen insanların rahatı, memmuniyeti, sağlık koşulları daha ön plana çıkıyordu artık. Belediye hamamı ve termal tesislerinin (Vali Saim Çotur Kaplıcaları) yapılmasıyla şehir düzlük alana doğru hızla yayıldı. Eski verimi ve popüleritesini yitiren ve dik merdivenlerle inilen ne hamamın ne de binaların yüzüne kimse bakmaz oldu artık.
Bütün bu koşullara bağlı olarak, gerek belediye bünyesinde; gerekse özel sektörde ve de gerekse kasabanın büyümesiyle, yeni iş yerleri açılmasına paralel olarak, orta okul ve lise kurulmasıyla birlikte, kasaba çevre köylerden az da olsa göç almıştır. Bunlarla birlikte ve Türkiye'deki hızlı nüfus artışının beraberinde, Ilıcadaki yerleşik nüfusta da önemli artış olmuş ve kasaba nüfusu 10.000'leri bulmuştur. Zaten yaz aylarında ise sezonun açılmasıyla birlikte kasaba nüfusu 40.000'leri bulmaktadır ve de bu oran, her yıl yeni tesislerin açılması yapılan yerinde hizmetler ve tanıtımlarla birlikte hızla artmaktadır.
Bu gün ise, Başkan Sayın Aslan KAÇMAZ, belediyenin tüm imkanlarını kullanarak ve zorlayarak gelen misafirleri daha memnun; daha mutlu etmek için çalışmaktadır.Her gün yeni bir tesis, yeni bir park, yeni bir bahçe, yeni ve modern bulvarlar yapılmakta; halka sunulmaktadır.Ilıca; modern otel ve pansiyonlarıyla, tertemiz yayla havasıyla, temiz, düzenli, huzurlu, cıvıl cıvıl atmosferiyle dürüst insanlarıyla ve en önemlisi tabî ki şifalı kaplıca suyuyla ziyaretçilerini büyülüyor ve bölgesindeki bütün kasabaları kıskandırıyor.
Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!
0 yorum yazılmıştır